Gönderen Konu: MESLEKİ REHBERLİK  (Okunma sayısı 14130 defa)

sehzadeyavuz

  • Ziyaretçi
MESLEKİ REHBERLİK
« : Ekim 09, 2007, 06:10:10 ÖS »
MESLEKİ REHBERLİK

Meslekî ve rehberlik, psikolojik danışma ve rehberliğin özel bir alanıdır. Meslek rehberliği, kişiye eğitim ve meslek alanlarında başarı için gerekli özellikler, eğitim ve meslek imkânları hakkında bilgi vermeyi, meslek kararını etkileyen kişisel-sosyal faktörleri incelemeyi ve bireyin sağlıklı karar verebilmesi için yapılan yardımları kapsar.
Meslek rehberliğinin temel amacı, bireylerin zengin, ayrıntılı, gelişmiş ve gerçekçi bir öz kavramına sahip olmalarına yardımcı olmaktır. Öz kavramı, çevre ile etki leşim yoluyla oluşur ve gelişir. Meslek seçimi de öz kavramının gelişimine paralel olarak zaman zaman verilen ve giderek olgunlaşan bir dizi kararın ürünüdür.
Meslek seçimi, bireyin girmek istediği (tercih ettiği) meslekler arasından girme olasılığı en yüksek olana yönelmesidir (Kuzgun, 2000).
Okullarda öğrencilerin kendilerine uygun meslek seçimi yapabilmeleri için psikolojik danışman ve öğretmenlerin üstlenmeleri gereken rol, öğrencilerin kendilerini ve çevrelerini doğru ve ayrıntılı bir şekilde tanımalarına imkân verecek hizmetler sunmaktır. Ayrıca öğretmenler ve psikolojik danışmanların öğrencilerin sağlıklı karar verme becerileri kazanmalarına yardımcı olacak fırsatları sunmaları da onlardan beklenen roller arasında yer alır. Çünkü meslek seçimi bir karar verme süreci içinde gerçek esir.
Öğrencilere meslekler hakkında bilgi vermenin başlıca amaçları şunlardır (Kuzgun, 1995).
Her öğrenciye, ilgi duyduğu ve yönelmeyi düşündüğü mesleğin çeşitli yönleri hakkında ayrıntılı bilgi vermek,
Öğrenciye, tanımadığı ya da hakkında yanlış ve eksik bilgi sahibi olduğu meslekleri tanıtmak ve böylece onur görüş alanını genişletip daha zengin bir seçenek grubu arasından uygun seçimi yapmasına yardımcı olmak,
Öğrencilere çeşitli mesleklere karşı kalıplaşmış inanış ve peşin yargılarını eleştirme alışkanlığı kazandırmak,
Topluma yararlı ve kişinin kendini gerçekleştirmesine imkân veren her mesleğin saygıya değer olduğu görüşüne erişmesinde öğrenciye yardımcı olmak.
 
MESLEK REHBERLİĞİ VE DANIŞMANLIĞINDA BELLİ BAŞLI YAKLAŞIMLAR
Meslek rehberliği/ rehberliğin özel bir alanı olup, kişiye eğitim ve meslek alanlarında başarı için gerekli özellikler hakkında aydınlatmanın ve ona eğitim ve meslek olanakları hakkında bilgi vermenin ötesinde, meslek kararını belirleyen faktörleri incelemeyi ve doğru karar verebilmesi için kişiye yapılan yardımları da kapsamaktadır.
Meslek psikologları, meslek seçimi olayını açıklamak için çeşitli kuramlar geliştirmişlerdir. 6u bölümde, meslek seçimi kuramlarından bazıları açıklanmıştır:

Özellik-Faktör Kuramı
Minnesota Üniversitesi öğretim üyelerinden VVilliamson, Paterson ve Darley tarafından geliştirilen ve daha soora "Özellik-Faktör Kuramı" olarak adlandırılan bu yaklaşıma göre, insan birtakım gizilgüçlerle dünyaya gelir ve her insan kendine özgü bir varlıktır, kişilik; yetenek, ilgi, değer ve tutum gibi, birbirinden ayrı ama birbiri ile etkileşim halinde bulunan birtakım özellik ya da faktörlerden meydana gelir. Bu özellikler, davranışları gözlemekle ya da test ve envanter gibi ölçme araçları ile saptanabilir. Danışmanın görevi bireyi bilimsel yöntemlerle incelemek, onun zayıf ve güçlü yönlerini belirlemek ve başarılı olacağı alanları kendisine göstermektir.
WiHiamson'a (1950)göre mesleki psikolojik danışma sürecinin dayandığı ilkeler şunlardır:
1.        Her bireyin kendine özgü bir nitelikler örüntüsü vardır ve bu nitelikler ergenlik döneminden sonra kararlılık kazanırlar, yani pek değişmezler.
2.        Belli mesleklerde gerekli olan iş etkinlikleri ile kişilik ve ilgi örüntüleri arasında bir bağlantı vardır. O halde, mesleklerinde başarılı olmuş kimselerin özelliklerinin incelenmesi, meslek seçecek olan bireylere yardımcı olacak bilgiyi sağlayacaktır.
3.   Farklı okul programları birbirinden farklı yetenek ve ilgi örüntüsü gerektire¬cektir.
Psikolojik danışmanın, bir danışanın sahip olduğu niteliklere ilişkin tanılan, o danışanın belli bir programda ya da meslekte başarılı olmasını sağlayacaktır. Çünkü programda bireyin bilinen yönlerine dayanarak bazı yenilik ve değişiklikler de yapılabilecek, bir bakıma program da biraz bireyin koşullarına göre uyarlanabilecektir.
Her birey, akılcı bir yolla, kendi kapasitesini ortaya koyma gücüne ve isteğine sahiptir. Kişi, yaşamını düzenlemek ve sürdürmek için çalışır.
Psikolojik danışma süreci ise şu basamaklardan oluşmaktadır: Analiz: Danışan hakkında, çok çeşitli kaynaklardan bilgi toplama.
Sentez: Elde edilen verilerin düzenlenmesi, özetlenmesi ve aralarındaki ilişkilerin saptanması.
Teşhis-Tanı: Bireyin sorununun kaynağı hakkında danışanın bir yargıya varması.
Prognoz: Sorunun geleceği, karşılaşılabilecek güçlükler hakkında bazı tahminler yapılması.
Psikolojik Danışma: Danışanla danışmanın, sorununun çözümü için değişik yollar aramaları.
İzleme: Psikolojik danışmanın etkinliğinin değerlendirilmesi.
Bu işlemler bir hekimin hastasına yardımcı olurken yaptığı işlere benzediği için bu yaklaşıma "Tıbbi Model" de denmektedir.
Özellik-Faktör yaklaşımını benimsemiş bir danışman, danışanla iyi ilişkiler kurduktan sonra onun kendini tanımasına yardımcı olmak ve sorununun kaynağını bulabilmek için çeşitli ölçme araçları uygular. Verilerin bütünleştirilmesi ve anlamlaştırılmasından sonra varılan sonuç danışana, bireysel psikolojik danışma yoluyla iletilir. Beklenti tabloları ve profiller kullanılarak ölçme sonuçları somut bir biçimde anlatılmaya çalışılır.
Danışanın durumuna ve hakkında edinilen bilgilere dayanarak danışman, çeşitli hareket programları geliştirir, danışana tavsiyelerde bulunur ve onu belli bir hareket tarzını benimsemeye ikna eder.
Yukarıda açıklanan yöntemlerle yürütülen özellik-faktör yaklaşımı danışmana, danışanı yönlendirme rolü tanıdığı için "Güdümlü Danışma" yöntemini benimse¬yen kuramlar arasında yer alır. Bu danışma yaklaşımı daha çok eğitim programı ve meslek seçme, okul başarısızlığı gibi sorunlara uygun düşmektedir. Bu yaklaşıma göre meslek rehberliğini de. kişinin niteliklerine uygun bir programa, okula ya da mesleğe yerleştirilmesindeki doğruluğu sağlama işlemidir.
1950'lerde ve daha sonra meslek seçimi sorununa oldukça farklı bir biçimde yaklaşıldığı görülmektedir. Artık meslek psikologları "Kimler hangi mesleklere uygundur, kimler hangi mesleklerde başarılı olurlar" gibi sorular yerine, "meslek hedefleri nasıl oluşur, nasıl gelişir ve nasıl uygulamaya konur; bir kimse hayatının çeşitli evrelerinde ne gibi seçme ve karar verme durumları ile karşılaşır, hangi etmenler bireyin doğru ve gerçekçi seçimler yapmalarını engeller" gibi sorular sormaya başlamışlardır. Böylece, iş arama durumundaki bir kimseyi uygun bir işe yerleştirmenin tekniklerini araştıran "Uğraşı Psikolojisi" nin yerini, kişinin, bi yaşam boyu sürdüreceği uğraşılar bütünü demek olan kariyerini seçinceye kadar geçirdiği gelişim evrelerini inceleyen "Meslek Psikolojisi" (career psychology almıştır (Jourdan, 1971).
Ekonomik ve Sosyal Yaklaşımlar
Meslek gelişimi ve seçimi sorununa ekonomistler, sosyologlar farklı açılar dan çeşitli açıklamalar getirmişlerdir.
Ekonomist ve sosyologların, meslek seçimini, bireyin dışındaki bazı sistemlerin işleyişine bağlamakla psikologlardan bir hayli ayrı düştükleri görülmektedir Smith ve Clark gibi ekonomistler meslek seçimini ekonomideki sunum-istem ve net fayda ilkeleri ile açıklarken (Crites, 1969, S: 81-84), Lipsett (1962) gibi sosyologlar meslek seçiminin, kültür, aile yapısı, okul ve arkadaşlık ilişkileri gibİ toplumsal kurumların ya da toplulukların etkisi ile biçimlendiğini ileri sürmüşlerdir.
Psikanalitik Yaklaşımlar
Ekonomik ve sosyolojik görüşlerin tersine, meslek seçimini açıklamakta psikolojik yaklaşımların, daha çok bilinçli ya da bilinçdışı gereksinmeler, güdüler ye da benlik tasarımı gibi psikolojik etmenlere ağırlık verdikleri görülmektedir, Bunlardan "Psikanalitik Kuramlar" diğer birçok davranış gibi, mesleki davranışların da bilinçdışı gereksinmeleri doyurma yolunda yüceltilmiş davranışlar olduğu görüşünden hareket etmektedirler.
Psikanalitik kuramcılara göre birey toplumca uygun görülen bazı etkinliklere katılarak libidosunu, toplumca kabul edilebilecek bir biçimde ifade eder. Bçrdin ve arkadaşları (1963)'na göre meslek de kişiliğin bir yansımasıdır. Hayatın ilk altı yılı kişiliğin oluştuğu dönemdir. Bu dönemde geliştirilen çevreye uyum mekanizmaları, daha karmaşık davranışların gelişimi için gerekli temeli oluşturur. Ancak, yetişkinlerin davranışları da, bebeklerinki gibi aynı içgüdüsel doyum kaynaklarına yöneliktir. Psikanalitik kuramcılardan Brill (1949)'e göre, normal insanın meslek seçme konusunda rehberliğe ihtiyacı yoktur. Çünkü kişinin bilinçdışı dürtüleri, onun hangi alanda doyum sağlayacağını söyleyen en iyi rehberdir.
Roe'nun İhtiyaç Kuramı
Psikanalitik kuram meslek seçimini savunma mekanizmaları ile ve bilinçdışı gereksinmelerle açıklarken, Roe (1957) meslek seçme kararında psikolojik gereksinmelerin önemine ağırlık vermektedir. Roe'ya göre bireyin çocukluğunda geçirdiği yaşantılar ve ana-babası ile ilişkilerinde sağladığı doyum, onun gelecekte davranışlarını belirleyen iç uyarıcıları oluşturur. Bireyin gereksinmelerini doyurma yolları onun, yetenek, ilgi ve tutumlarından hangilerini geliştireceğini belirler. Ana-babanın karşıladığı psikolojik ihtiyaçlar (sevgi, ilgi vb.) davranışı etkileyecek bilinçdışı güdüler haline gelmezler. Ancak, hiç doyurulmayan ya da çok az doyurulan ihtiyaçlar birer güdü haline gelir. Bu durumda, aile ortamında sevgiye doymamış olan kişi, ya insanlardan uzaklaşıp nesnelerle uğraşmayı, ya da sevgi ihtiyacını doyuracak araçlar olarak insanlarla uğraşmayı tercih edeceklerdir. Meslekleri "insanlarla" veya "insan olmayanla" ilgilenmeyi gerektiren meslekler olarak iki genel kategoriye ayıran Roe, bireylerin bu alanlardan birine yönelişinin gerisinde, yukarıda belirtildiği şekilde, çocukluk yaşantılarından kaynaklanan sevgi ihtiyacının bulunduğu görüşündedir.
Gelişim Kuramları
1. Ginzberg ve Arkadaşlarının Gelişim Kuramı
Ginzberg (1952), "Bir Meslek Seçimi Kuramına Doğru" adlı makalesinde, meslek seçiminde savaş, aileden önemli bir kişinin kaybı ya da bir mirasa konma gibi, kişinin kontrolü dışındaki etmenlerin rol oynadığı ve seçimin bir kaza, bir tesadüf olduğunu iddia eden kuramcılara karşı tepkisini belirtmekte ve arkadaşları ile (Ginzberg, Axelrad ve Herma) yeni bir kuram geliştirme gereğini duyduklarını ifade etmektedir. Meslek seçimini bir gelişim süreci olarak gören Ginzberg ve arkadaşlarına göre, birey mesleğini bir anda verilen gelişigüzel bir karar sonucunda değil, hayat boyunca oluşan ve gelişen ve büyük ölçüde "Geri dönülemez" (irreversible) olan davranış örüntüleri yoluyla seçer. Mesleki karar verme süreci, "Hayal dönemi", "Geçici seçimler dönemi" ve "Gerçekçi dönem" olmak üzere birbirinden ayrı üç evreye ayrılır.
Hayal dönemi 6-11 yaşlarını kapsar. Bu dönemde çocuk genellikle çevresin¬deki kirnselere karşı geliştirdiği özdeşime göre bazı meslek tercihlerini ifade eder. Geçici seçim dönemi, ergenlik dönemine rastlar. Bu dönem şu alt dönemlere ayrılır:
(1)  Seçimlerin ilgilere dayandığı "ilgi" dönemi,
(2)  Yeteneklerin dikkate alındığı "Yetenek" dönemi,
(3)  Bireyin toplumda bir yer edinmeyi düşündüğü "Değer" dönemi ve
(4) Bireyin bir iş veya ileri eğitimi düşünmeye başladığı "Geçiş" dönemi.
Gerçekçi dönem ise şu alt basamaklara ayrılmaktadır:
Araştırma: Bireyin meslek seçimi sorunu üzerinde düşünmeye ve bunu çözmek için gereksinme duyduğu yaşantıları kazanmaya başladığı dönem.
Billurlaşma: Bireyin kendini verebileceği mesleği seçmesini etkileyen çok çeşitli faktörleri değerlendirdiği dönem.
Belirleme: Seçeneklerin belli meslek amaçlarına göre değerlendirildiği dönem.
Bu kuramda meslek seçimi ergenlik dönemi boyunca en az on yıl süren bir gelişim sürecinin ürünü olarak görülmekte ve varılacak kararın, bireyin o ana kadar geçirdiği yaşantıların ürünü olacağı, fakat aynı zamanda gelecekteki yaşam ve kararlan da etkileyeceği, dolayısı ile geri dönülmez olduğu ileri sürülmektedir.
2. Super'in Benlik Kuramı
Super'e göre meslek seçimi benlik tasarımının mesleki bir terimle ifadesidir (Süper ve arkadaşları, 1963). "Benlik kuramı" veya "Rol kuramı" aynı zamanda meslek seçimine gelişimsel bir yaklaşım olarak da düşünülür.
Super'e göre benlik tasarımı bir kimsenin kendini nasıl gördüğüdür. Benlik tasarımı bireyin kendisi hakkında, doğrudan edindiği algıların (self-percepts) birbirleri ile anlamlı bütünler oluşturması ile meydana gelir. Ancak bu oluşum genellikle, ister hayali olsun, ister gerçek hayat etkinlikleri ile olsun, bir rol oynamakla, yani belli bir durumda, belli bir fonksiyonda bulunmakla gerçekleşmiş¬tir. Benlik, meslek seçimini etkiler; çünkü aslında meslek seçimi, bireyin kendi hakkındaki tasarımını oldukça açık bir biçimde ifade etmeyi istediği bir yaşam noktasıdır. Yani birey meslek tercihini ifade ederken açıkça "ben şu ya da bu biçimde bir insanım" der.
İnsan hayatı boyunca çok çeşitli roller oynar. İş ve oyun etkinliklerinde yeteneklerini dener, başarılarını değerlendirir, başkalarının değerlendirmelerini değerlendirir, bazı şeyleri iyi bir biçimde yaptığını fark eder ve bundan doyum sağlar. Bu yaşantılar biriktikçe birey kendini şu ya da bu alanda daha başarılı olarak görmeye başlar; kısaca kendisi hakkında bir yargıya varır. Yaşı ilerledikçe kendisi hakkındaki çok çeşitli tabloları birleştirir ve oldukça tutarlı bir benlik tasarımı oluşturur. Kişinin amacı, benlik tasarımını korumaktır. Bütün davranışları artık bu benlik tasarımına göre biçimlenir. Mesleki davranışlar arasında da benlik tasarımı ile tutarlı olanları seçer.
Benlik tasarımının oluşması ve bir mesleki tercihe dönüşmesi süreci bir gelişim süreci boyunca gerçekleşmektedir. Bu süreç Süpere göre şu basamaklara ayrılmaktadır:
1.       Büyüme    (14 yaşa kadar)
2.       Araştırma (15-24 yaşlar)
3.       Yerleşme  (25-44 yaşlar)
4.       Koruma    (45-64 yaşlar)
5.       Çöküş       (65 ve sonrası)
Büyüme dönemi konusunda Super'in açıklamaları Ginzberg ve arkadaşlarınkinden pek farklı değildir. Meslek rehberliği açısından en önemli dönem "Araştır¬ma" dönemidir.
Okulda, yarım zamanlı bir işte, boş zamanlarda kişinin kendini sınadığı, çeşitli roller denediği ve meslekleri incelediği bir dönem olan "Araştırma dönemi" şu alt basamaklara ayrılmaktadır.
Geçici Dönem (15-17 yaşlar): İlgi, gereksinme, yetenek ve değerlerin dikkate alınarak birtakım geçici kararlara varıldığı ve hayali olarak tartışıldığı dönem. Geçiş Dönemi (18-21 yaşlar): Bireyin bir işe ya da profesyonel eğitime başladığı ve gerçek olguları daha çok dikkate aldığı dönem. 3. Sınama Dönemi (22-24 yaşlar): Uygun bir alanın bulunduğu ve kişinin ilk işe yerleştiği dönem (Süper ve Bohn, 1970).
3. Tiedeman ve O'Hara'nın Kimlik Kuramı
O'Hara ve Tiedeman (1959) meslek gelişimini bir kimlik (identity) gelişimi olarak görürler. Bu kuramcılara göre benlik bireyin kendini algılamasından çok kendini değerlendirmesidir. Bu benlik kavramının oluşumu bütün yaşam boyu sürer. Birey gerek eğitimi sırasında gerek daha sonraki çalışma hayatında çeşitli sorunlarla uğraşırken benlik ve mesleki kimlik birbirini etkiler. Birey bir pozisyondan diğerine geçtikçe benlik de değişikliğe uğrar. Meslek seçimi süreci, mesleki kimliğin gelişme süreci olup, benlik bu kimliğin merkezidir.
Gelişimin kuramlarından gerek Ginzberg ve arkadaşlarının gerek Süperin kuramında gördüğümüz "Araştırma" dönemi mesleki rehberlik bakımından özel bir önem taşımaktadır. Araştırma (keşif) davranışı hayatın her safhasında görülürse de, "Gelişim bunalımları' (developmental crisis) ve karar verme dönemlerinde çok daha önem kazanmaktadır. Özellikle ilerideki yaşamı için önemli bir karar verme durumunda olan birey kendisi ve çevre koşulları hakkında bilgi toplamaya yönelik maksatlı davranışlara girişir (Süper, 1957; S: 80-101). Bu dönemde birey daha önce olduğundan çok daha bilinçli olarak kendini yetişkin rollerinde dener, ilgi ve yeteneklerini sınar; aynı zamanda dış gerçekleri de değerlendirir, bir meslek için gerekli eğitim, para vb. koşulları dikkate alır, yetenek, ilgi ve isteklerini çevrenin olanakları ile bağdaştırabileceği bazı planlar yapar. Bu geçici karar ve planlar olumsuz bir yaşantı ile bozulmazsa giderek kesinleşmeye başlar, kararlara bağlanma artar (Süper ve Bohn, 1970).
Bireyler, kendileri ve çalışma hayatı hakkında uygun hipotezler formüle etmede yardıma gereksinme duyarlar. Danışmanlar bireylere, bu hipotezleri geçmiş ve yeni yaşantılar karşısında test edecek uygun yollardan haberdar olmaları ve halen bildiklerinin mesleki amaçlarına uygunluğunu görmeleri ya da kendilerini ve iş dünyasını keşfetmeleri konusunda yardım ederek, onlarda bu araştırma davranışını geliştirebilirler (Süper ve arkadaştan, 1963).
Borovv, (Miller, 1968; S: 477) gelişim kuramlarının 1950'lerden sonra ortaya çıkan "Meslek Gelişimi Psikolojisi" ne getirdiği kavramları şöyle özetlemektedir:
1. Mesleki Yaşam Evreleri (Vocational Life Stages): Bir dizi bilişsel, duyuşsal ve toplumsal gelişim basamakları halinde betimlenen psikolojik gelişim evreleri gibi, mesleki gelişimin akışı da mesleki yaşam evreleri ile betimlenmekte¬dir.
2.        Meslek Örüntüsü (Caneer Pattern); Meslek seçimi tek ve kesin bir karar olmayıp, uzun süre devam eden bir süreçtir. Bu süreç içinde bir takım seçme noktaları vardır. Meslek seçimi davranışı, meslek Örüntüsü içinde bireyin yaşantıları ile yakından ilişkili, düzenli ve yordanabilir bir harekettir.
3. Mesleki Gelişim Evreleri: Mesleki olgunluk kazanmak, her bir hayat basamağında karşılaşılan bir takım tipik ve gerekli problem çözme yaşantıları ile karşılaşmak, bir sonraki basamakta karşılaşılacak güçlüklerle baş edebilmek için gerekli temel bazı becerileri kazanmak demektir. Mesleki yaşam evrelerinin her birinde bireyden beklenen bazı davranışlar vardır ki bunlara "Mesleki Gelişim Görevleri" (Vocational Developmental Tasks) denir.
4.        Benlik  Tasarımının  Gerçekleştirilmesi:  Kararlı  bir özdeşim  kurma sürecinin bir parçası olarak ergen, bilinçli ya da bilinçsiz olarak beliren benlik tasarımına uygun ve onu güçlendiren bir takım seçmeler yapar. Bu kararlar aslında mesleki değilse de geniş anlamda düzenli ve gelişmekte olan meslek örüntüsünün parçasıdır. Bu örüntünün oluşumu "Benlik Tasarımının Gerçekleştirilmesi" (Self-
Contept Implementation) doğrultusundadır.
5.        Mesleki Rol Modelleri:  Çocuk veya  ergen,   sosyalizasyonun  belli dönemlerinde yetişkinlerin davranışlarını taklit eder. Bunlar onun  "mesleki rol modellerini" (Vocational Role Models) oluşturur.
Taklitçiliğe dayalı biçimindeki bu rol oynama sırasında birey, yetişkinlerin değer yargılarını ve alışkanlıklarını benimser ve onları içselleştirir. Öyle ki bunlar onun psikolojik yapısının kalıcı özellikleri haline gelir. Eğer çocuk iyi ve olumlu yetişkin modellerini gözleme olanağı bulabilmişse, gereksinmelerini doyurmayı erteleyebil-me, çalışmalarında etkin ve yararlı olabilme, mantıklı kararlar verebilme gibi, başarılı bir mesleki gelişim için gerekli bazı tutum ve alışkanlıklar geliştirebilir.
Son yirmi beş yıllık dönem, meslek seçimini bireyin bilinçli ya da bilinçdışı gereksinmeleri, ilgi, tutum ve değer yargıları, umut ve beklentileri ile açıklayan çeşitli kuramların ileri sürüldüğü bir dönem olarak görülmektedir. Bunda o sıralarda Rogers'in benlik kuramının ve güdümsüz danışma yönteminin giderek artan bir kabul görmesinin önemli etkisi olduğu düşünülebilir. Bu dönemde psikolojik yardım hizmetlerinde odağın rehberlikten psikolojik danışmaya kaydığını; bireye, kendisi ve çevresi hakkında bilgi verme yerine onun' ilgilerini, değerlerini ve beklentilerini, kısaca, benlik tasarımını anlamaya, daha olumlu ve gerçekçi bir benlik tasarımı geliştirmesinde bireye yardımcı olmaya ağırlık verildiğini görmekteyiz. 
 Holland'ın Kişilik Kuramı
 Holland'ın kuramı, kişilik dinamiği ile mesleklerin yürütüldüğü çevre veya mesleklerin gerektirdiği faaliyetler arasındaki ilişkiye dayanır. Holland (1966)'a göre meslek seçimi, kişiliğin yansıması, bireyin çevre ile ilişkisinde benimsediği uyum yönteminin, bir meslek faaliyeti alanında ifadesini bulmasıdır. Holland bireylerin kendileri ve meslekler hakkındaki görüşlerini meslek adları ile ifade ettikleri görüşündedir. Holland'a göre her birey meslek seçme yaşına gelinceye kadar çok çeşitli etkiler altında kalmakta ve meslekler hakkında kalıplaşmış yargılar geliştir¬mektedir. İş dünyası hakkındaki görüşlerini de bu kalıp "fikirlerle ifade etmektedir¬ler.
Holland'a göre iş dünyasındaki çeşitli meslekler, içerdikleri etkinlikler bakımından altı tür mesleki çevre oluşturmaktadırlar. Bunların her biri için altı tür kişilik örüntüsü betimlenmektedir. Bu kişilik örüntüleri kişinin çevresine uyum tarzını yansıtmaktadır. Altı tür meslek çevresinden herbirine uygun kişilik tipleri şunlardır
1.  Gerçekçi Tipler: Bunlar genellikle atak, saldırgan, kas faaliyetini ve motor koordinasyonu gerektiren işlerde başarılı, erkeksi, bedence güçlü, sade,.tabii insanlardır. Genellikle sabırlı ve hoşgörülü olan bu insanlar açık havada çalışmayı tercih ederler, insanlar arasında bulunmaktan, sözel etkileşimde bulunmaktan sıkılırlar. Soyut kavramlarla uğraşmaktan hoşlanmazlar, sosyal beceri gerektiren durumlarda başarısızdırlar, ilgi alanları genellikle dar olup daha çok mekanik ve açık hava alanında yoğunlaşmıştır. Başarma güdüleri çok güçlü değildir.
Bu grup için tipik meslek üyeleri, çiftçiler, beden eğitimi öğretmenleri, polisler, ormancılar, pilotlar, denizciler vb.'dir.
2.        Aydın Tipler: Bu gruptaki insanlar yapmaktan çok düşünmeyi, beden güçleri yerine zihin güçlerini kullanmayı tercih ederler. Bunlar uysal, alçakgönüllü, başarma güdüsü yüksek, düşünceleri esnek, topluluktan hoşlanmayan, bağımsız insanlardır. Sosyal yükümlülükten kaçınır, kendilerini sergilemekten hoşlanmazlar.  Sabırlı ve ısrarcıdırlar. Çevreyi doğru ve ayrıntılı bir biçimde algılama güç ve isteğine sahiptirler. Kuder'in sınıflamasına göre meslek ilgileri "Bilimsel" dir. Bu kişisel yönelime  uygun  meslekler bilim  ile  ilgili  mesleklerdir.  Biyologlar,  hakimler, veterinerler, kimyagerler ve mühendisler bu gruba girerler.
3.        Sosyal Tipler: Bunlar, başka insanlarla bir arada bulunmaktan, onlara yardım etmekten, onları ikna edip yönetmekten hoşlanırlar. İnsanları ve duygularını anlama çabası gösterirler. Kendilerini anlamaya ve kabul etmeye isteklidirler. Zihinsel yetenekleri.ve başarma güdüleri oldukça iyidir.
Sosyal çalışmacılar, psikolojik danışmanlar, halkla ilişkiler personeli, öğretmen¬ler bu kişilik tipinin örnekleri sayılabilirler. Bu gruptaki insanların ilgi türü "Sosyal Hizmet" tir.
4.       Gelenekçi Tipler: Kurallara bağlı, tertip-düzen meraklısı olan bu insanlar emir alıp vermekten hoşlanırlar, statü ve kudret ararlar. Duygulardan çok nesneleri anlamak isterler. Kendilerini sıkı bir kontrol altında tutarlar. Çevrede daima iyi bir izlenim bırakmak isterler. Erkeksi, heyecan bakımından dengeli, bağımlı, sorumlu¬luk duygulan güçlü kişilerdir. Bu tipe uygun mesleki çevre muhasebecilik, büro,
banka memurluğu, sekreterlik vb.'dir. Kuder'de ilgi alanları "Hesaplama "ve "Büro işlen" dir.
5.        Girişimci Tipler: Dışa dönük plan bu insanlar başkalarını ikna edip yönetmek  isterler,   insanlarla  devamlı  ilişki  halindedirler.   Rahat,   heyecansal bakımdan dengeli, dış görünüşleri anlamaya meraklı, sabırsız, kendine yetemeyen insanlardır.  Bu tiplere uygun meslekler, satıcılık, komisyonculuk, politikacılık ve avukatlıktır. Kuder'de ilgi alanları "ikna" dır.
6.        Artistik Tipler: Estetik faaliyetlere ilgi, heyecansal kararsızlık, esneklik, ataklık, bağımsızlık, köktencilik, şüphecilik ve duygusal çöküntü, alçakgönüllülük ve kadınsı ilgiler bu tipi belirleyen başlıca özelliklerdir. Bunlar hayal gücü yüksek, yaratıcı insanlardır. Müzisyenler, ressamlar, yazarlar kısaca sanatla uğraşanlar bu gruba girerler. Bunların Kuder'de ilgi alanları "Güzel Sanatlar" ve "Müzik" dir.
Karar Kuramları
Son yıllarda A.B.D'de meslek seçimini mantık dışı ve duygusal bir olgu olarak gören yaklaşımlara ve meslek danışmanlığında, bireyin psikodinamik yapısını ortaya çıkarıp benlik tasarımını yeniden biçimlendirmeye ağırlık veren uygulamala¬ra karşı bazı tepkilerin gelişmeye başladığı görülmektedir. Meslek psikolojisinde "Karar Kuramları" olarak bilinen bu yaklaşımların temsilcilerine (Katz 1966. Gelatt 1962, Hilton 1962) göre, karar verme sürecinin belirli stratejileri vardır ve bunlar çözümlenebilir. O halde karar verme süreci salt duygusal bir eylem değil, bilişsel yönü ağır basan bir eylemdir. Karar süreci üzerinde çalışan kuramcılar, gelişim kuramcılarını, meslek seçiminin yaşam boyu verilen ve birbirine dayalı bir takım karar örüntülerinin ürünü olduğunu söylemelerine karşılık, bu kararların nasıl verildiğini söylemedikleri için eleştirmektedirler. Onlara göre, karar sürecinin arkasındaki duygusal etmenleri ortaya çıkarmaya fazlaca önem verildiğinden, mesleki rehberlikte bilgi verme hizmetleri bir hayli ihmale uğramaktadır.
Kroll'a (1970 : 130) göre bir okuldaki meslek danışmanlarının görevi normal öğrencilerle meşgul olmaktır. O halde danışmanların fonksiyonları arasında, karar verme sürecinde kullanılan bilişsel tekniklerin öğretilmesi de yer almalıdır. Meslek danışmanlarının çoğu bugün Rogerian tekniğine ağırlık vermektedirler. Oysa bu teknik uyum bozukluğu gösteren kimseler için uygun bir teknik olabilir. Psikolojik danışmanların bu tekniklere sarılmaları, onların mesleki kimliklerini kazanmak ve rehberliğin farklı bir alan olduğunu kanıtlamak arzularından ileri gelmektedir. Ancak karar verme süreci gibi bilişsel bir işlemin rehberliğin fonksiyonları dışında bırakılmaması gereklidir.
Karar kuramcıları bireylerin karar verme durumunda olgusal bilgiyi nasıl değerlendirdikleri, onları çözümleme, düzenleme ve yeniden birleştirme sırasında ne gibi stratejiler kullandıkları konusunda bazı açıklamalar getirmişlerdir. Burada bu kuramların ayrıntılarına girilmeyecektir. Ancak bugün mesleki rehberlik alanında, özellik-faktör yaklaşımının egemen olduğu dönemlerdeki gibi, meslek seçiminin bilişsel ve mantıki bir işlem olduğu görüşünün önem kazandığı, uygulamada bilgi verme hizmetlerine daha fazla ağırlık verilmeye başlandığı görülmektedir. Bugün artık bilgi toplama ve yayma işlemleri bilgisayarlarla yapılmaktadır. Meslekler hakkında giderek artan ve karmaşıklaşan bilgiyi bir kimsenin toplaması, yayması güçleştiği için bu yöntem danışmanların işini kolaylaştırmaktadır. Ancak mesleki danışma, olgusal bilgi olmadan yapılamayacağı için danışmanlar bir açmaz içinde bulunmaktadırlar (Goldman, 1967). Bunun için bugün bazı gelişmiş ülkelerde bilgisayarlardan, çeşitli alanlarda başarılı olma koşulları ve iş bulma olasılıkları hakkında edinilen bilgileri, bireylere, gruplar halinde yürütülen "Hayat Yolu Oyunu" (Life Career Game) gibi yöntemlerle vererek ve onlarda karar verme stratejileri geliştirerek doğru ve yerinde mesleki kararlar vermelerine yardımcı olunmaya çalışılmaktadır.
Süper (1972) Amerika Birleşik Devletleri'nde mesleki rehberliğin gelişimini aşağıda sayılan alanlarda görülen ve halen devam etmekte olan şu yaklaşım farkları ile değerlendirmektedir:
1.        Mesleki rehberliğin amacı "insan gücü plânlamasından" bireylerin "kendi¬lerini  gerçekleştirmelerine" kaymıştır. Bir ülke ekonomik ve toplumsal yönden sıkıntıda ise mesleki rehberlikte öncelikli birinci amaca, sorunlarını çözmüşse daha çok ikinci amaca önem vermektedir.
2.        Mesleki rehberliğin görevi başlangıçta   "iş seçimine" yardım olarak anlaşılırken giderek "Meslek gelişimine" yardım olarak görülmeye başlanmıştır.
3.   Başlangıçta, mesleki rehberlik hizmetlerinde  "Bilgi vermeye" ağırlık verilirken zamanla hizmetlerin merkezi "Mesleki danışmaya" doğru kaymıştır.
4.        Mesleki rehberlik iş seçimine yardım olarak anlaşıldığı ve bilgi verme fonksiyonu ağır bastığı sürece bu işleri  "Öğretmenler ve iş bulma kurumu uzmanları" yürütürken, meslek gelişimine yardım yolu olarak mesleki danışma hizmetleri önem kazandıkça, danışma psikologlarına duyulan gereksinme artmak¬ tadır.
Mesleki rehberlikten yararlanma durumunda olan öğrencilerin sayısı arttığın¬dan ve profesyonel eleman yetiştirmek ve çalıştırmak bir zaman ve para sorunu olduğundan bu sonuncu evreye geçişi pek kolay olmamaktadır. A.B.D'de bile bugün mesleki rehberlikte bilgi vermenin önemi artmış ve danışma ile bilgi verme fonksiyonlarına dengeli bir ağırlık verme yoluna gidilmeye başlanmıştır.
Yukarıda açıklanan mesleki danışma kuramları sağlıklı bir meslek kararı verebilmesi için kişinin her şeyden önce kendini bilmesi, ihtiyaçlarını ve son imkânlarını tanıması gereğini vurgulamaktadırlar. Kişinin kendini tanıması için, her şeyden önce çok çeşitli yaşantılar edinmesi, çeşitli öğrenim durumlarında kendini sınaması gerekir. Danışman çeşitli test ve test dışı tekniklerle kişinin çok çeşitli özelliklerini yansıtıcı verileri toplayarak, bunları sistemli bir biçimde kişiye açıklayarak, yorumlayarak onun daha ayrıntılı ve açık bir benlik tasarımının oluşmasına yardımcı olur. Bunun yanında, kişinin değişik ortamlarda edindiği yaşantıların kendine ait olanları bütünleştirmesine ve yorumlamasına yardımcı olmaya çalışmaktadır.
Danışman bireyin eğitim ve meslek olanakları hakkında doğru, güncel ve ayrıntılı bilgi sahibi olması için gerekli imkânları da hazırlar. Böylece kendisi ve çevredeki fırsatlar hakkında aydınlanmış olan birey benlik tasarımına uygun bir mesleğe yönlenebilir. Yani doğru, gerçekçi bir benlik tasarımı uygun bir meslek terimi ile ifadesini bulmuş olur.
Bireyin sağlıklı bir benlik tasarımı geliştirmesi ve buna uygun meslek alanını görebilmesi onun kendini tanımaya niyetli, yeni yaşantılara açık, kısaca savunma¬lardan uzak olması ile mümkündür. Ne var ki bazı bireyler benliklerine ilişkin her gerçeği olduğu gibi kabul edememekte, özellikle duygusal çatışma ya da savunma halinde olan bu kimselerin, gerçekleri çarpıtarak algılama eğiliminde oldukları gözlenmektedir. Sonuçta bireye, sadece kendisi ve çevresi hakkında bilgi verme şeklinde yapılan yardımların yetersiz kaldığı durumlar da ortaya çıkabilmektedirler, özellikle kendilerini oldukları gibi kabul etmekte güçlük çeken bireylerin, yine kendilerine uygun meslek bulmakta da güçlük çektikleri gerçek dışı mesleki hedeflere yöneldikleri veya kronik kararsızlık hali yaşadıkları görülmektedir. (Kuzgun 1983, 1985). Bu gerçek meslek gelişiminin bir kişilik gelişimi olduğunu, sağlıklı bir meslek gelişimini gerçekleştirebilmek için önce sağlıklı bir kişilik gelişimini gerçekleştirmek gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu da hizmetlerde psikolojik danışmanın önemini gündeme getirmektedir.

Kaynaklar:
Cihangir, Zeynep ve Bacanlı, Feride (2000). Eğitim Bilimleri KPSS Rehberlik. Nobel Yayınları. Ankara.
Kuzgun, Yıldız (1995). Rehberlik Ve Psikolojik Danışmanlık. ÖSYM Yayınları. Ankara.

Alıntı: Anonim

PDR forum.net

MESLEKİ REHBERLİK
« : Ekim 09, 2007, 06:10:10 ÖS »

 


Facebook Comments